
ALEVİLİK Mİ, ALEVİCİLİK Mİ ?
Bu günlerde hükümetin ‘Alevilik açılımı’ diye basına sızan girişimleriyle birlikte bir tartışma yaşanıyor. Aleviliğin ne olduğu veya ne olmadığı tekrar sorgulanıyor. Alevilerin sorunlarına çözüm konusunda hükümetin samimiyeti test edilmek isteniyor. Geçmiş hükümetlerden ağzı yanan Alevi vatandaşlarımız çok haklı olarak mevcut hükümetin açılımlarına da şüpheyle yaklaşıyorlar.
Ak parti hükümeti bu konuda ne kadar samimidir veya değildir, bunu zaman gösterecek ancak; en azından sorunun adını koyup çözüme yönelik adımlar atmaları bile sevindirici bir gelişmedir. Şimdi böyle bir gelişmeyi tutup da ‘siyasi şov’ veya ‘bunlar göstermelik şeyler’ deyip daha baştan önyargıyla hareket ederek yolları tıkamanın mantığını anlamış değilim.
Ne demek yani, Alevilerin sorunlarını ‘A partisi’ çözer de ‘B partisi’ çözemez diye bir kaide mi var? Mesele çözüm ise, çözenin kimliğinin ne önemi var? Yoksa siz hâlâ ideolojik takılanlardan mısınız?
Geçin efendim artık bunları! Beyinlere geçirilen deli gömleği ideolojiler, tarih çöplüğünde yerini alalı çok zaman oldu.
Şunu her zaman söylerim; bu ülke ne çektiyse hep aşırılılıklardan çekti. Yani, dindar değil, dinciden; laik değil, laikçiden; kürt değil, Kürtçüden; partili değil, particiden; mezhepli değil mezhepçiden..çektik ve çekiyoruz.
Şimdi buna bir yenisini daha ekliyorum:Alevi değil, alevici. Kendisinin uzaktan, yakından Din ile Alevilik ile alakası olmayan birileri bu gün kalkıp ‘Alevilik’ adına ahkam kesiyor. Dahası, Aleviliğin Din dışı olduğunu, ayrı bir kültür, ayrı bir felsefe olduğunu iddia ediyor.
Kim ne derse desin, ‘Alevilik’; can damarını İslam’dan alan, özünde sevgi ve hoşgörü olan, barış ve kardeşliği esas alan, İslam’ın mistik bir yorumudur. Temel söyleminde, ‘Allah, Muhammed, Ali’ inancı bulunan; ‘Eline, beline, diline sahip olma’ üzerine kurulu ahlak felsefesi bulunan bir inancı, hiç kimsenin Din dışı göstermeye hakkı ve selahiyeti yoktur.
Hz. Peygamberin yeğeni ve damadı olan Hz. Ali’nin hayatı ve ondan sonraki imamların hayatı gün gibi ortadayken, Hacı Bektaş Veli’nin hayatı ve eserleri meydandayken, bu zatların söyledikleri abesle iştigal oluyor. Dahası bu insanların kendi değerlerinden de haberleri olmadığı anlaşılıyor.
“Muhammed dinidir bizim dinimiz
Tarikat altında geçer yolumuz
Cibril-i Emin’dir hem rehberimiz
Biz müminiz, mürşidimiz Ali’dir.” Diyen Pir Sultan Abdal’ı ideoloji kahramanı yapmak meseleyi çözmüyor, kördüğüm ediyor.
Hangi Alevici, Hz.Ali’ye atfedilen ‘Nehcu’l Belaga’ kitabını biliyor acaba? Hacı Bektaş Veli’nin ‘Makalat’ kitabından kimin haberi var? Ehl-i Beyt’i ne kadar tanıyoruz? 12 İmamların değil hayatını, isimlerini kaç kişi sayar?
Şunu tekrar söyleyeyim: Samimi olan Alevi ile kimsenin problemi olmaz, olmamalı? Bu insanların sorunları, hepimizin sorunları olmalı. Çözümü noktasında işbirliği yapmamız insani bir görevdir. Ancak, Alevilikten çok Alevicilik yapan insanların Aleviliğe de zarar verdiğini düşünüyorum. Tıpkı Dinin istismarını yapan dinci gibi.
Gelin artık şu istismarı, şekilciliği bırakıp samimi olalım. Hangi yolu tutarsak tutalım, fanatiği olmayalım. Takım tutar gibi parti, mezhep, meşrep peşinde koşmayalım. Herkesi bulunduğu konumda kabul edip hoşgörüyle yaklaşalım.
Kendisi de Sivas’lı bir Alevi vatandaşı olan Aşık Veysel ne güzel söylemiş:
Binbir isimin birinden tut,
Senlik-benlik nedir, sil at,
Tuttuğun yola, doğru git
Yoldan çıkıp olma âsi
Şu âlemi yaratan bir,
O’dur külli şeye kâdir,
Alevi-sünnilik nedir?
Menfaattir varvarası. Yazar: İhsan ÜNLÜ Tarih: 2007-12-11
|
|