24 Saat Erzincan 24 Saat haber
Anasayfa | Sitene Ekle | Video Galeri | Ana Sayfam Yap | Favorilere Ekle | Reklam | Künye Bayrak İnmez, Ezan Susmaz
 Erzincanspor Maçında Karşılıklı Goller 1:1 - 07.09.2008, 15:53   Erzincan Bir Değerini Daha Kaybetti - 06.09.2008, 11:38   Cimin Üzümü’nün Hasat Dönemi Başladı - 06.09.2008, 11:10   Hastalar Devlet Hastanesi'nden Memnun - 06.09.2008, 10:59   Öğrencilerin Okul Kitapları MEB'den Ücretsiz - 06.09.2008, 10:54   Kafkas Ailesi Yeni Başkanını Seçti - 06.09.2008, 10:50   Buyruk Ailesi'nin Acı Günü - 05.09.2008, 14:01   KPSS Giriş Belgeleri Sahiplerini Bekliyor - 05.09.2008, 09:06   Kızılay, Teravih Sonrası Kan Topluyor - 05.09.2008, 08:55   Kömür Yardımı Dağıtılmaya Devam Ediyor - 05.09.2008, 08:51  
En Çok Okunan Haberler
 Erzincanspor Yeni Yönetimine Kavuştu
 Yolcu Otobüsü Devrildi, 19 Kişi Yaralı
 Erzincan Bir Değerini Daha Kaybetti
 Buyruk Ailesi'nin Acı Günü
 KPSS Giriş Belgeleri Sahiplerini Bekliyor
 Recep Yazıcıoğlu'nun Bilinmeyen Öyküsü
 Klonlu Ehliyeti Kaza Yapınca Yakalattı
 Erzincan Üniversitesi Kayıt Almaya Başladı
 İftar Sofrası'nda 700 Kişi İftar Yemeği Yedi
 Erzincanspor Divriği'ye Sessiz Kaldı


En Son Okur Yorumları
Yolcu Otobüsü Devrildi, 19 Kişi Yaralı
Cimin Üzümü’nün Hasat Dönemi Başladı
Erzincan'da Motor Kazası Can Aldı 1 Ölü
Erzincan Bir Değerini Daha Kaybetti
Kafkas Ailesi Yeni Başkanını Seçti
Erzincan Bir Değerini Daha Kaybetti
Buyruk Ailesi'nin Acı Günü
Erzincan Bir Değerini Daha Kaybetti
Erzincan Bir Değerini Daha Kaybetti
Erzincan Bir Değerini Daha Kaybetti
İhsan ÜNLÜ

SEMAH FOLKLORİK BİR OYUN MUDUR?


Geçtiğimiz günlerde TRT de yapılan bir folklor yarışmasına, semah ekibinin de katılıp gösteri yapması üzerine “semah” konusundaki tartışmalara tanık olduk. Tartışmacıların bir tarafına göre; bu gösteri, Alevi/semah kültürünü kitlelere tanıtmak amacıyla yapılmış iyi niyetli bir teşebbüstü. Bu konunun Alevi inancıyla bağdaştırılarak bu kadar abartılacak bir yanı yoktu.Tartışmanın öbür yanında olanlara göre ise; semah, Alevi inancının ve ibadetinin önemli bir parçasıydı, sadece ibadet maksadıyla cemlerde yapılabilirdi. Bu konuda en büyük tepkiyi Cem Vakfı gösterdi. Vakfın Alevi-İslam Din Hizmetleri Başkanlığı, bu durumdan ötürü TRT yi ve programa katılan semah ekibini açık bir dille kınadı. Öte yandan yayınladığı bir talimatla, semah ritüelinin cemlerin dışında başka amaçlarla yapılmamasını tüm şubelerine duyurdu. 

Bu konuda ‘kim haklıydı, kim haksızdı?’ polemiğine girmek yerine, Alevi-Bektaşi klasiklerinden ve geçmişteki uygulamalardan esinlenerek günümüze bilimsel bir bakış açısı getirmek daha akıllıca olmalıdır. 

Mevlevilikteki semâ’ ile eş anlamda kullanılan semah, cem ayinlerinde saz ve nefes eşliğinde dönülerek yapılan bir zikr halidir. Alevi ve Bektaşiler, cem törenlerinde Zakirin çaldığı bağlamayla coşar ve yine onun okuduğu nefeslerle coşarak sema’ ederler.“Semahla anlatılmak istenen, her şeyin merkezinde Allah’ın olduğudur. Semah oynanmaz, dönülür. Çünkü semahta ana tema dönmedir. Bu dönme, hem kişinin kendisinde, hem de çevresi ile olan bağlantısında söz konusudur. Kişi kendi ekseni etrafında döndüğü gibi, diğer dönenlerle birlikte de bir yörüngede döner. Bu yörüngenin simgesel merkezinde ise, Tanrı vardır. Bu dönüş, kişiyi benliği dışına taşıyarak semada ve zeminde olan cümle yaratılmışlarla bütünleştirerek Yüce Yaratıcı olan Allah’a ulaştırmayı amaçlar.” (Mahmut Riyat Bakır, Tasavvufi Bir Kavram Olarak Cem, s.137) 

Bu konuların duayenlerinden biri olan Bedri Noyan Dedebaya göre: “Semâ’ deveran adlarıyla raksın esas karakteri, ruhani oluşu, yani kutsal oluşudur. Nefsani duygularla, şehvet hisleriyle karışmış oyunlarla zerre kadar ilgisi yoktur. Gönülden gelen aşk dolu bir esin, adeta bir vahiy ile ruhun aslına, yani Allah’a kavuşmak istercesine yücelme çabasıdır. İnsanın kalıbından dışarı taşıp göğe doğru ağmasıdır. Geldiği asli ruha, asıl aleme doğru yücelmesidir.” (Dr. Bedri Noyan Dedebaba, Bütün yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik, IV. Cilt, s.690-691)
Kendisi de bir Dede olan ve Cem Vakfı Alevi-İslam Din Hizmetleri başkanı Ali Rıza Uğurlu kitabında konuyu şöyle değerlendiriyor: “Semah oyun değildir. Kulun miracıdır. O miraç cem evlerinin dışına taşınmamalıdır. Taşınılırsa ne olur? Oyun olur, işte dinlerini oyun yapanlara Kur’an-ı Kerim’in yanıtı: Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur’an ile öğüt ver.”(A Rıza Uğurlu, Aşk-ı Muhabbet, s.203) 

Diğer Sünni tarikatlarda olduğu gibi Alevi/Bektaşilikte de zikr esnasında taliplerde olağan dışı haller vuku bulabilir. Öyle bir an gelir ki, aşk ve vecd haliyle kişi bir anda raksetmeye başlar. İşte böyle bir noktada, mürşidin rehberliğinde topluca kalkılıp ilahi raksetmenin adıdır semah. Cûşa gelip kendinden geçmiş taliplere ve ibret nazarıyla bakılması için diğer taliplere Dede tarafından “Hakk için ola, seyir için olmaya” denilmesinin anlamı da budur. 

Seyyid Nizamoğlu, şöyle ifade eder bu duyguları:
Ben dertliyim derdim vardır/ Ya ben nice dönmeyeyim
Her dem işim ah-u zardır/ Ya ben nice dönmeyeyim.

Aşk odu yürekte yanar/ Beni gören mecnun sanar
Gök yüzünde ay gün döner/ Ya ben nice dönmeyeyim.
Hacı Bektaş Veli hazretleri de buyurur ki;
Haşa ki semahımız oyuncak değildir/ ilahi bir aşktır, salıncak değildir
Her kim ki semahı bir oyuncak sanır/ mümin diye namazı kılınacak değildir.
“Hacı Bektaş Velî, Allah aşkının, insandaki şevk, zevk ve gönül içindeki ateş gibi duyguların vücûda yayılmasına sebep olduğunu ve bu duyguları harekete geçirdiğini anlatmaktadır. Allah dostluğu için olan bu hareketin, helâl olduğunu ifade etmektedir.
Şeyh Safî Buyruğu’nda tâliblerin ağzından; “şimdi zikir meclislerinde sûfîler vecd ve semah ederler. Hazreti Rasûl veya ashâbı veya tâlibinden hiç kimse semah ettiler mi?” sorusu sorularak şöyle cevap verilmektedir: “Bu semah ki, sûfîler arasında ve zikir meclislerinde olmuştur.” Semah sırasında gönül, ruh ve akılda yaşanacak değişiklikler de şöyle îzah edilmektedir: “Semah, gönülde tesir bıraktıktan sonra etkisi dimağa ulaşır. Akla haber verir. İlhâma benzer bir muhabbet hasıl olur. Gözlerinden yaşlar akar. Böylece semahın tesiri rûha erişir. Ruh öyle bir hale gelir ki, kalb geldiği âleme yeniden pervâz eder (uçar). O an, tâlibten irâdesiz medih ve feryadlar kopar. Bu semah, Allah’ın rahmet’ini celbeder.” Semah sırasında dervişin dönmesi, değirmen oluğundan su akarken değirmen taşının dönmesine benzetilmiştir. Dervişin gönlüne boşalan, “İlahi aşk”tır. 

Şeyh Safî Buyruğu’nda hevâ ve hevesten yapılan semah, gerçek semah olarak kabul edilmemektedir. Semah öyle olmalıdır ki, derviş semah esnasında ateş içinde olsa yanmamalı, su üzerinde olsa batmamalıdır. 

Semah sırasında okunan gülbânk de, semahın vecd halinde yapılan hareketler bütünü olduğu konusunda fikir vermektedir: “Bismillah bismi Şâh Allah Allah! Semahlarınız dergâh-ı Bârî’de kabul ola. Gittiğiniz semahlar, yapılan zikirler ve cümle hizmetler kabûl ola. Allah, cümle kusûr ve günahlarımızı bağışlaya. Doğru yoldan ayırmaya, Şeytan’ın şerrinden, kötünün mekrinden, münâfığın fenâlığından koruya…” 

Niyâzî Mısrî’nin şu dörtlüğü de, semahla zikrin birbirinden ayrılmayan ve Allah aşkından dolayı yapılan, erkânın iki önemli parçası olduklarını göstermektedir:
Ey karındaş bir sözüm var tut semâh
Zikre meşgul ol sakın olma ırâh
Kim ki zikre gice gündüz sa’y eder
Nûru gönlünde idiser irtisâh” (Doç Dr.Osman Eğri, Yaygın Din Eğitimi Açısından Bektaşilik, s.271)
Hz. Mevlana semahı; sol ayağın merkeze alınıp sağ ayakla 72 milletin gönlünün tavaf edildiği bir pergele benzetir. Bir beytinde ise, semah yapan canı kolları kanatlaşmış bir kuşa benzeterek insanın bu suretle Tanrı ile hemhal olduğunu ifade eder:
Kolları kanat olmuş da can uçuşur canana
Ayaklar basmaz olur yükselince meydana
Kainatı görürsün çerağların nurunda
İnsan varır Tanrı’ya, Tanrı varır insana.
7 ulu ozandan biri kabul edilen Pir Sultan Abdal; bütün kainatı bir çarkıfelek’e benzetip sema’ ettiğini, bunu gören nice aşıkların da meydana gelerek erkânı-yolu sürdüğünü şöyle ifade eder:
Çarh-ı felek sema’ urup dönmede/ Talib olan mürşidinden kanmada
Yüreğime bir od düştü yanmada/ Yanar ya Muhammed Ali çağırır.

Nice aşık bu meydanda derildi/ Erenler erkânı yolu sürüldü
Muhammed Ali’nin kadri bilindi/ Diller ya Muhammed Ali çağırır.
20.yüzyıl Bektaşi Babalarından ve şairlerinden olan Haydarî’ye göre bu tür ritüeller Hakk’ın erenlerle muhabbetine vesiledir. Cem’deki bu sohbet-muhabbet ve zikirlerle kişi bir katreyken ummana kavuşur:
Allah ile nasıldır dost sohbeti/ Gel bizim tekkeye mihman ol da gör
Hakk’ın erenlerle var muhabbeti/ Sen bizim meydana kurban ol da gör.
Dârına ber-dâr ol Hak erenlerin/ Sırrına serdar ol son peygamberin
Bendesi ol Şah-ı Merdan Haydar’ın/ Hakk’a katreyken sen umman ol da gör. 

Sonuç olarak söylemek gerekirse: cem törenlerinin önemli ritüellerinden biri olan ve ibadetin önemli bir rüknu sayılan semah, bazılarının zannettiği gibi folklorik bir gösteri değildir. Semah, cem töreninde seyr-i süluk içersinde ilahi vecd ve coşku halinde yapılmalıdır. Bunun dışında, oyun ve eğlence yerlerinde başka amaçlara hizmet ettirilmesi inanca karşı saygısızlıktır. Alevilik/Bektaşilik tarihine bakıldığında, semah her zaman cem sırasında yapılmıştır. Bugün de öyle olmalıdır. Aksi takdirde inancın önemli bir erkânı yara alıp ayağa düşürülmüş olur.

  
İhsan ÜNLÜ
ihsan66@gmail.com

Yazının Yayın Tarihi: 1 Temmuz 2008 Salı

Bu köşe yazısı 307 defa okundu. Toplam 1067 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: İhsan ÜNLÜ ] - [ Yazarlar İndeksi ]

24 Saat Erzincan 24 Saat Haber

Erzincan24.com l Yasal Uyarı l E-mail | Künye | Reklam |  © 2002-2008 Tüm Hakları Saklıdır.

Tel:
+90 536 860 91 09 | Destek MSN: bilgi@erzincan24.com
Yazılım ve Sistem Yönetimi: B-G Bilişim

Site Besleme RSS