Tel: +90 541 897 1234 | Destek MSN: bilgi@erzincan24.com
Yazılım - Görsel Tasarım: BG Medya
![]() Erkam NAR |
Amcayay, dayıyay, hayayay, teyzeyey, büyükyey, eyzincanliyay ben henüz biy yaşındayım. Dünyaya geldiğim gün derdim başladı. Bir talihsizlik beni yaralı olarak çıkardı şu çileli hayata. Anlım bir kaza sonucu daha dunyaya gelmeden yaralandı, şu anda sürekli bir kist gibi büyüyor. Kim bilir birkaç sene içinde anlım ile kistimin büyüklüğü birbirine denk olur. Ben henüz çok küçüğüm, deydimin çayesini bulamam, çalışıp kazananam, ameliyat olamam, bana yaydım lazım, yaydım yaydım edin noluy”
Böyle demişti o gün bir yaşında şimdi iki yaşında olan küçüğümüz ama şimdi ağlıyor,
O gün diğer günlerden daha da bunalmıştı. “Ah” diyordu “ne olurdu sanki şu fakirlik omzumuza çökmeseydi, babamın durumu biraz daha iyi olsaydı, hem ben hem onlar biraz daha rahat etseydi. Üç aylık yurt parasını ödemenin zamanı da yaklaşıyor. Ben şimdi naparım, kime söylerim, nasıl öderim, babama söylesem onun durumu zaten çok zor, uuufff, uufff.”
Yurt parasını bulup rahatlayan öğrenci o gün çok mutluydu ama şimdi ağlıyor,
Çayını bitirip müsaade istediğinde
kafasında planı da hazırlamıştı. Birkaç gün içinde amirine söyleyecek, izin alacak, sorumlu olduğu bu aileyi sıkıntıdan kurtarmak için ekip aracıyla hastaneye götürüp rapor işlemlerini kendisi takip edecekti. Kanunun “polis, yardım isteyenlerle yardıma muhtaç…… yardım eder “ maddesi sanki kendisinin muhatap olduğu konu için vardı. Sanki tam o ve benzeri konular için çıkarılmıştı kanun. “İyi ki de polis olmuşum, iyi ki de Erzincan’da aile polisi projesi yürürlükte, yoksa bu amcanın halini yıllardır gören olmadığı gibi, projemiz olmasaydı biz de göremezdik, iyi ki amirlerimiz bu projeyi yürürlüğe koymuş, Aman Allah’ım ne de güzel düşünülmüş bir proje” diye aklından geçirdi
Hasan Amca’nın o gün derdine çare bulunmuştu ama o şimdi ağlıyor,
Diyor ki “benim çok yaşlı bir annem var, benim evimden uzak bir yerde oturuyor. Yaşlı olduğu için her akşam uzak olan evimden annemin evine gelip kendisini ziyaret ediyorum. Bir gün bana dedi ki “oğlum artık benim için her akşam gelmene gerek yok. Benim aile polisim var, bak telefon numarasını da bıraktı, bir şey olursa ben onu ararım, sen yarından itibaren artık sık sık gelip yorulma. Aile polisim benimle beraber” ben bunu duyunca o kadar mutlu oldum ki. Bu projeyi yapanlardan Allah razı olsun”.
Annesi ve kendisi o gün çok mutlu olmuşlardı ama şimdi ağlıyorlar,
Refika Nine ile Aile Polisinin samimiyeti o günlerden sonra daha da ilerledi. Bazen eski günlerden konuşuyorlar, bazen evin alınmasındaki serüvenden. Şimdi de bir fikir söyledi Refika Nine. “Ben ölünceye kadar bu evde oturayım, ölünce de bir hayır kurumuna verin, Aile Polisi olarak hangi kurum isterseniz oraya bağışlayın” diyordu, felaketleri yaşamış yaşlı, çilekeş. “Allah geçinden versin, Refika Nine daha yeni yeni dünya yüzüne gülmeye başladı İnşallah daha çooook yaşayacaksın sen. ” diyordu aile polisi.
Refika Nene o gün çok mutluydu oysa şimdi o da ağlıyor,
Toplu mesajdan şöyle bir mesaj gitmişti 1000 e yakın polisin cep telefonlarına: “Üniversite öğrencilerinin kullanabilecekleri ikinci el ev eşyası, giyecek, mobilyalardan, kendilerinde veya sorumlu oldukları ailelerde bulunanlar Asayiş Şube Müdürlüğünün 0505 318 24 45 numaralı telefonuna not bıraksın.”
Telefonlar üst üste çalmaya başlamıştı, birisinde tüp vardı, birisinde kitaplık, halı, mobilya, katalitik, şofben, yatak, koltuk . . . Aile polisi için bundan daha büyük mutluluk olur muydu? Durum Erzincan Emniyet Müdürü Sayın Dr. Ahmet ÇİMEN’e bildirildi. İki kişinin daha derdine çare olunduğu bildirilerek, Emniyetin kamyonetinin kullanılması için izin istendi. Mutluluk ifade eden bir cevapla kabul etti Sayın Dr. Ahmet ÇİMEN.
Sonuç olarak öğrenciler ve aile polisi, emniyetin kamyoneti toplu mesajla bildirilen ikinci el eşyaları toplayıp öğrencilerin evine yerleştirdiler. Hem Emniyet Müdürü Dr. Ahmet ÇİMEN, hem aile polisi Savaş, hem de öğrenciler Kamer ve Selim aileleriyle beraber mutlu bir gün daha yaşamış oldular. Meğer Erzincan Canlar Canı imiş polisiyle, emniyet teşkilatıyla.
Öğrenciler o gün çok mutlu olmuşlardı oysa şimdi her ikisi de ağlıyor,
Aile polisi, evleri yanan ailenin yakınlarından Metin Beyle beraber çalışmaları hızlandırdı. Tuncaylar Hırdavat, boya ve badana işini üstlenmişti. Dekor Perde “perde işi bizim olsun” dedi. Eren Halı, parkelerin yapım işini büyük bir memnuniyetle kabul etti. Uğurcan Petrol “iki adet kanepe alalım bizim de katkımız olsun” dedi. Taner Elektrik, “elektrik işi de bize kalsın bari” dedi. Erzincan Belediye Başkanlığı ise pencerelerin yapımı ve kapıların tamiri görevini üzerine aldı. Erzincan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı para yardımında bulunmak için müracaatı kabul etti. Erzincan’da çalışan bazı polisler de para yardımı, gıda yardımı, halı yardımı konularında çorbada tuzlarının olmasını istedi.
Yukarıda belirtilen işlerden hemen hemen hepsi bitti. Depremle babalarını kaybeden, geçen yıl da annelerini kaybeden üç yetim birkaç gün sonra evlerine tekrar oturacaklar. Hayatlarının üçüncü musibeti beklenen kadar tesir yapmadı.
Aile Polisi bir aileyi daha sevindirdiği için büyük bir manevi haz alarak, “bakalım bir sonraki seferde hangi aile polisine nerede ihtiyaç olacak?” diyerek görev yerine döndü.
Üç yetim o gün musibetleri hafif atlatmışlardı, ama şimdi üçü de ağlıyor,
Yukarıda Ahmet ÇİMEN denince akla gelen örneklerden bir iki tanesinden alıntı yaptım.
Bütün bir Erzincan ağlıyor. Erzincan’da dertlilerin dert ortağı, borçluların arkadaşı, sıkıntıda olanların teselli kaynağı Emniyet Müdürü Dr. Ahmet ÇİMEN’in tayini çıkmış, Ankara’ya alınmıştı.
Erzincan ağlayacak, daha uzun süre ağlayacak, çünkü artık Ahmet ÇİMEN Erzincan’da yok.
Ağlıyoruz, ağlıyoruz.

