Tel: +90 541 897 1234 | Destek MSN: bilgi@erzincan24.com
Yazılım - Görsel Tasarım: BG Medya
![]() Cengiz BAHŞİ cengizbahsi@hotmail.com |
Ah Ton Ton Rektör’üm Ah…
Cenaze namazında yanımda saf tutan ihtiyar adam, hem ağlıyor, hem mırıldanıyordu, Ah, “ton ton Rektör” ah…
Evet… Ton ton Rektörüm…
Bize neyi ispatlamaya çalıştın?
Sana güvenmediğimizi mi sandın?
Ardında binlerce insan, koca bir kent vardı. Hepsi sana inanmış, hepsi sana güvenmişti.
Yoksa kendini sahipsiz mi sandın?
Ah Rektör’üm ah… Kendini bize bir bıraksaydın,
Seni hiç harcatır mıydık?
Arkanda ağlayan bir eş, iki çocuk, yüzlerce öğrenci, boynu bükük bir şehir bırakır mıydık?
Yoksa Seni tanımıyoruz mu sandın?
Ah Rektörüm ah… Tosya’dan gelen yakınlarını da gördük, hepsi senin gibiydiler. Anadolu insanıydılar. Kastamonu’nun Tosya ilçesinde fakir, garip bir ailede doğup büyümüştün, içtendin, samimiydin, hoşgörülüydün. Dişinle, tırnağınla bu günlere gelmiştin.
Türkiye’de 81 kişinin içinde yer almayı başarmıştın.
Ah Rektörüm ah, nasıl da her şeyi bir anda siliverdin.
Bir Erdoğan Büyükkasap kolay mı yetişiyor sandın?
48 yaşındaydın, hayatın çilesini çekmiştin, meslek hayatının en parlak dönemini, senden çok şeyler beklediğimiz bir zamanı yaşıyordun.
Bir bilsen varlığının bu ülke için ne kadar önemli olduğunu,
Bir bilsen bu kent için ne büyük bir değer olduğunu, hiç kıyar mıydın canına.
Utanıyoruz, mahcubuz, boynumuz eğik…
Düşünüyoruz… Kimler sana yanlış yaptı, kimler seni yalnız bıraktı, kimler seni üzdü diye...
Yoksa güvendiğin dağlara karlar mı yağmıştı, hadi söyle ton ton Rektörüm, neden, niçin?
Merak Ediyoruz, perde arkasını görmek istiyoruz.
Bu ülkede her şeyin sır olmasından bıktık artık.
İki satır not bırakmış dediler, sonrasında koca bir mektup yazdığın iddia edildi… Belli ki bir şeyler incitmiş seni…
Hâlbuki sen hiç kimseyi kırmazdın, seninle muhabbete doyum mu olurdu. Gecenin bir vaktinde, pijamalarınla, güvenlik görevlilerinin yanına giden, haydi çocuklar bir çay demleyin de beraber içelim, dertleşelim diyendin.
Sen farklıydın, İnsan olan herkes değerliydi senin nazarında.
Ah Rektörüm ah, ha şimdi bir çıkıp gelsen, bize ölün değil varlığın lazımdı diye öyle bir haykırırdım ki…
O Ton ton yapınla, sevimli görüntünle, heyecanınla, sürekli üretme isteğinle ne kadar da Turgut Özal’a benzetirdik seni.
Sende onun gibi en verimli zamanında, bilinmez bir şekilde ayrıldın aramızdan.
Üzülüyoruz Sayın Rektörüm üzülüyoruz, neden bu ülkede taş üstüne taş koyanların sonu böyle olur diye.
Ah Rektörüm ah… Daha yapacak çok şey vardı…
Bu şehir için çok büyük hayallerin vardı.
Sıra dışı bir tutkuyla bağlıydın Erzincan’a.
Anadolu’da bir dünya üniversitesi kuruyordun,
Bütün vücudun taşın altındaydı.
Ot bitmez, Yalnızbağ yerleşkesinde koca koca binalar bitirdin,
Bütün ilçelerde okullar açıyordun,
Hüseyin Aslan ağabeyime anlatmışsın, biz gitmesek bu ilçelere, terör gider, cehalet gider…
Evet, işte sen buydun… Sen gerçek bir bilim adamıydın.
Sen bu şehrin kaderinde ikinci Recep Yazıcıoğlu’ydun.
Ama sen, bu devrin adamı değildin.
Sen bu ülkenin 20 yıl sonrasıydın…
Senin onur meselesi yaptığın şeyler, başkaları için ekmek, peynirdi.
Biliyoruz Sayın Rektör’üm, senin lügatinde yanlışa yer yoktu.
Biliyoruz Sayın Rektör’üm, Onurluydun, gururluydun, erdemliydin, inançlıydın…
Kendi elinle büyüttüğün yavruna, baba şefkatiyle sahiplendiğin Erzincan üniversitesine, çamur sıçramıştı, leke sürülmüştü.
Kişilik Onurun, Meslek onurun o kadar yüceydi ki, kendine yapılmış gibi saydın. Kameraların karşısında olmaktansa kabirde olmayı tercih ettin.
O yüzden adına Onur intiharı dendi ve herkes saygı duydu sana. Binler uğurladı seni gözyaşlarıyla.
Geride ne bıraktın ki, verirlerse bir emekli maaşı ve Onurlu bir isimden başka.
Ne mutlu sana ki, İz bırakarak göçüp gittin.
Yüreği ile görebilenlere, mesajlar vererek gittin.
Allah rahmetini esirgemesin, geride kalan sevdiklerine sabırlar versin… TON TON REKTÖRÜM…
