Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ŞEFFAF POLİS
İhsan ÜNLÜ
ihsan66@gmail.com
ŞEFFAF POLİS
7 Nisan 2010 Çarşamba

Onlar, can ve mal güvenliğimizin teminatı..
Başımız sıkıştığında ilk müracaat kaynağımız..
Huzur ve emniyetin bekçileri..

Şimdiye kadar biz, onları hep şiddetle hatırladık. Onlar, soğuk karakolun soluk yüzleriydi adeta. Karakola düşenin vay halineydi. Topluma, oturdukları fildişi kuleden bakan, ancak bir hadise anında gözüküp sert ve haşin tavırlarıyla çözüm sunan kolluk kuvvetleri bilirdik hep onları. Ancak Demirperde ülkelerde rastlanan o kuvvetleri belki de bize öyle öğretti büyüklerimiz; ‘Sakın yaramazlık yapma, seni polise veririm ha!’ gibi..

Kendine güvenemeyen ve kendini ifade edemeyen toplumlara mahsus bir anlayışın ürünü olan bu zihniyet artık çözülüyordu. Her şeyin devletten beklendiği dolayısıyla devletin her şey olduğu bir zihniyetin yerini, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ zihniyetine terk ettiği dönemin vakti gelmiş geçiyordu bile. İşte böylesi bir dönemde, her şeyin şeffaf ve hesap verilebilir bir tarza dönüştüğü bir atmosferde, ‘şeffaf polis’ veya ‘şeffaf karakol’ dönemi başlıyordu.

Çağdaş polis anlayışıyla biz artık onları devletin gülen yüzüyle görüyoruz veya en azından görmek istiyoruz. Nitekim son dönemlerde, sosyal hizmet anlayışıyla polisin vatandaşa yaklaşımında son derece sevindirici gelişmeleri fark edebiliyoruz. Elbette istisnaları var ancak unutmayalım, her kurumun istisnasının hatasını o kuruma yüklemek insafsızlık olacağı gibi emniyetteki istisnaları da bu kuruma mal etmek hakkaniyete sığmaz diye düşünüyorum.

Nitekim edindiğimiz izlenim, polisin de artık toplumla olan ilişkilerinde kendisini sorguluyor olması yönündedir. Erzincan’ımızda toplum destekli bir uygulamanın olması da bunun bir göstergesidir. Yine polisimizin sık sık eğitim seminerleriyle kendisini yenileyip geliştirmesi bu yönde umutlarımızı fazlasıyla artırmaktadır. Bütün bu güzel faaliyetler Erzincan polisinin marifetiyle bu ilde yaşanıyor. Burada polis, klasik-resmi anlayışın dışında sosyal hayatın içine bizzat katılarak olaylara anında müdahil olabiliyor. Aslında,‘olay vuku bulduktan sonra çözmek değil, olmadan vukuunu önleme iradesi.’ gibi bir hukuk başarısı sağlıyorlar.

Bu meyanda halkla iç içe olmanın ve sivil toplum örgütleriyle iş birliği halinde olmanın getireceği büyük kazanımlar olduğunun bilincinde olan değerli amirlerimizin farkındayız. Bize göre de demokrasi alanında büyük mesafeler kat etmiş ülkemize yakışan da zaten budur. Her şeyi karşılıklı saygı ve diyalog ekseninde çözmek isteyen zümreler için korkulacak, çekinilecek bir durum yoktur. Halkından korkan, halkın değerlerine şiddetle karşı çıkan bir zihniyetle bir yere varılamayacağını artık hep birlikte anladık.

Günümüzde çağdaş ülkelerin de geldiği noktada, insan hakları ve bireysel özgürlüklerin teminatı için polis-vatandaş işbirliği şarttır. Geleneksel güvenlik anlayışındaki polisin başarısı, aydınlatılan suç ve yakalanan suçlu sayısıyla ölçülürken; modern anlayıştaki başarı, polisiye faaliyetlere halkın katılımının sağlanması, halkla geliştirilen ilişkilerin niteliği ve halka verilen güvenle ölçülmektedir. Artık gelişen teknolojinin de katkısıyla zanlıdan suça değil, delilden suça gidilerek insan hakları ihlallerinin önlenmesinde de büyük adımlar atılmaktadır.

İnsan hak ve özgürlüklerinin baş tacı edilmesi gereken şu dönemde, polisin yaklaşımı da insanî ve karşıdakini anlamaya matuf olmalıdır. Özellikle toplumsal olaylarda derhal müdahale edip toptan yaklaşmak yerine; gerekli bütün önlem ve uyarılardan sonra art niyetli olanları almak daha hakkaniyetli olacaktır. Polisimizin, insanların meşru hak ve talepleri için örgütlenip yeri geldiğinde demokratik yollardan hak aramalarından çekinmemesi gerekir. Bu durum, insanların kendisini ifade etmesi, illegal yollara sapmaması ve demokrasiye katkı bakımından alkışlanması gereken bir durumdur. Önemli olan, suyu getirenle su testisini kıranı birbirinden ayırabilmektir.

Geçmiş dönemde zaman zaman polisimizin iyi sınav vermediği anlar olmuştur. İçerdeki çürük elmalar yüzünden maalesef teşkilatın adı çıkmış ve insanlar soğuk bakar hale gelmiştir. Ancak, günümüzün pedagojik ve insan-toplum psikolojisi eğitimiyle yetişip gelişen çağdaş bir anlayışla bu kötü imajın süratle düzeltildiğini görüyoruz. Türk polisinin hak ettiği yere gelmesi de yine personelinin her türlü iltimas ve duygusallıktan uzak akılcı ve adil yaklaşımıyla mümkün olacaktır.

Bizim de vatandaş olarak elbette polisten büyük beklentilerimiz var. Ancak unutmayalım ki polis de bu toplumun bir parçasıdır. Üstelik mesai mefhumu ve sosyal-özlük hakları bakımından büyük sıkıntıları olan bu insanların psikolojisini de iyi analiz etmek gerekir. Bazen büyük eleştiriler getirdiğimiz bu insanlara empatiyle bakıp silahların gölgesinde önce kendi emniyeti tehlikede olan bu insanları anlamak gerekir. En basit olaylarda bile biz vatandaş olarak siper alırken hedef tahtası olan bu insanların stresini tahmin etmek güç olmasa gerektir.

Son olarak, hukuksuzluğun üstüne hep beraber yürüyelim ancak hukukun üstünlüğü için de hep beraber el ele verelim. Rütbesi, makamı ve mevkii ne olursa olsun kimse kanun adına suç işleme lüksüne sahip olamaz. Yeter ki kanunları iyi bilelim, yaptıklarımızı hukuk çerçevesi içinde yapalım. Hukuk devletinin iyi çalıştığı, demokratik hak ve özgürlüklerin yerli yerinde kullanıldığı bir düzende polisimiz de rahatlayacak ve vatandaşla ilişkileri normal seyrinde işleyecektir.

Karşılıklı güven ve anlayış her şeyin çözümüdür. Bu güveni fazlasıyla veren, gayelerinin halka hizmet olduğuna inandığım, halkın huzur ve güveni için cansiperane çalışan emniyetimizi kutluyor, huzur ve güven dolu nice yıllar diliyorum.

top read