-Neden ben deme, sendedir hem sonuç hem neden!
Cüzzamlı bir çehrede en güzel en estetik kısmı görmek ve o noktaya bağlamak kendini! Şu asırlar boyu hakimiyeti katileşmiş nefsin inadına yapılan bir arayış bendeki. Bir taşta merhamet, bir sarhoştan idrak, bir aşıktan vazgeçiş beklemek! Nedir bu herhangi bir insanda hakkın gölgesini aramaya çalışmak! Üstelik mecburi bir arayış bu. Meşrebe nakşedilmiş bir görev!
Kendimi mi kandırıyorum?
Yoksa gerçekten her zerrede bir ilahi işaret mi arıyorum? Ya da gel-geç gönüllülük mü bu? Ne bu? Her çiçekten öz toplamak gibi nayağı bir çaba mı? Karanlığı tek tercih olarak ruhuna yazan biri için güneşin her damlasına doğuştan susamak; ışk için uğraşmak ne garip!
Nefsinizim ben...İçinizin dehlizlerinden geçen.Korkmalı benden. Günahkâr değilim hem! Günahın ta kendisiyim...Bu kış vaktinde ellerimi uzatınca buharlar yükseliyor ya; birinin gönlünde bulmuşum bir sığıntı kovuğu duruyorum öylece. Ne vazgeçebilirim ve vazgeçilenim!Yaklaştıkça uzaklaştıranım hakka! Oysa uzak durulmasından da alma...m haz! Melankolik, paranoyak , şizofrenik bir dahiyim biraz!
Böyle anlatıyorum de kendimi, benim biraz bana dönmem gerek. Birazcık bendeki bana. Hani bir sözler harikası var ya Cahit Zarifoğlu’nun:
''Allah'ım yol boyunca bırakma elimi,
düşerim sonra!..''
Bu söz özetliyor romana benzeyen yolculuğumu. Allah’ın bende olduğunu yine Allah söylüyor. Yere göğe sığmayan ancak bir kalbe sığan nedir ki? Görünen bir şey mi ki? Öyleyse hemen uyan! Uyanmamak için atıyorum kırk takla…Oysa ancak ve ancak yaşamalı aşkla! Bu öyle bilinen bir aşk. Ama asla kimsenin malumunun olmadığı da. Çıkmamalı can bile çıksa içinden! Yaşama hakim olmalı. Tüm nefsi ihtiyaçların bile içinde yer etmeli. Farklı yaşatmalı ki seni onun saltanatının evveli ve ahiri belli olsun. Bir insana aşık olur da insan bir ağaca bir mısraya tutulmaz mı? Değiştiremez mi insanı bir küçük çocuğun kahverengi yeşil karışımı göz bebekleri? Düşündüremez mi kişiyi bir öyküde geçen kahraman ve kahramanlıkları? Nolursa olsun dert de bela da senden gelmeli ey aşk!
“Düştümse sana bakarken düştüm. Düştüm de yine sana düştüm”
Kendime kızıyorum bazen sık sık. Anlatım bozukluğu sanmayın. Bozuğun anlatımı bu. Bozuk yürekli birinin gariplikleri. Bazen kızıyorum belki kendime ama bunu sık sık, gür yapıyorum! Canımı acıtıyor kendimle didişmek! Bu kadar bahis açılır mı aynı ızdıraptan? Bahsaçtığından da bu kadar kaçılır mı?
Aşk Algılamaları devem edecek…