Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MUHARREM VE ÂŞÛRÂ
MUHARREM VE ÂŞÛRÂ
18.12.2009 Saat: 11:29
Sevgili peygamberimizin Allah ın ayı olarak tavsif ettiği ve oruç tuttuğu, kendisine hürmet edilen ve hicri yılbaşı kabul edilen önemli bir ay olan Muharrem ayına girmiş bulunuyoruz. Bu ayın ülkemize, İslam âlemine ve tüm insanlığa huzur ve barış getirmesini diliyorum. Ülkemizin terör yüzünden sıkıntılı bir dönemden geçtiği şu günlerde, bu yılki Muharrem ayının ve aşure gününün daha bir anlamlı olduğunu düşünüyorum.

Eğitimci Yazar İhsan Ünlü

Bu münasebetle, etkinliklerimizin birbirimizi anlamaya ve kaynaşmaya dönük bir çerçevede icra edilmesinde büyük yararlar olacağı kanısındayım. Evet, geçmişte çok büyük zulümler ve haksızlıklar yapıldığı doğrudur. Bunlara takılıp kalmak doğru olmadığı gibi olmamış gibi davranmak da doğru değildir. Ne var ki tarih ne övünme ne dövünme yeridir. Orada yaşanan acı tablolardan ibret alıp tekrarlanmamasına gayret edilmelidir.

Ülkemiz etrafının güncel Kerbelâ’larla kuşatıldığı ve ülkemize de sıçratılmaya çalışıldığı şu günlerde çok uyanık olmak zorundayız. Yeni Kerbelâ’lar yaşanmaması için birlik ve beraberliğe çok daha fazla ehemmiyet verip barış ve demokrasi zemininde hep birlikte sağlam bir duruş sergilemeliyiz.
Biz bugünü, 21.asrı yaşayan insanlar acılarımızı bal eyleyip ileriye bakmak zorundayız. Neticede Ehl-i Beyt sevgisi hepimizin ortak sevgisi, acısı da hepimizin ortak acısıdır.

Birileri bizi farklı gibi göstermeye çalışsa da, bizi yumuşak karnımızdan yakalayıp ülkemizi bölmeye çalışsa da hepimiz kardeşiz, biriz ve beraberiz.Aynı Allah'a, aynı Peygambere, aynı Kitab'a inanan; aynı kıbleye yönelen; sevinçte ve tasada aynı duyguları yaşayan insanların, birbirlerine soğuk durmaları ve hasmane düşünceler taşıması söz konusu olamaz.Yüzlerce birimiz, birlikteliğimiz varken, birkaç ufak ayrıntıya takılarak birbirimizi kırıp üzmemiz çok yanlış ve yersizdir.

Hz.Ali efendimizin buyurduğu gibi; bırakın Müslüman din kardeşi olarak birbirimizi incitmeyi, Adem kardeşi olarak diğer din mensuplarını bile kucaklayacak, yaratılanı Yaratan’dan ötürü hoş görebilecek erdemi gösterebilmeliyiz. Biz öyle bir yüce dinin mensubu ve öyle asil bir milletin mensuplarıyız ki düşmanımızın bile insan olduğunu hesaba katarak husumette aşırıya gitmeyecek; husumete vakit bile bulamayacak derecede muhabbet dostları olmak durumundayız.

Çünkü bizler, bu söylenenlerin sadece lafta kalmayıp, yüzlerce yıl her türden din ve ırk mensubu insanın bu coğrafyada kardeşce, barış ve huzur içersinde yaşadığını biliyoruz. Ve yine biz, 'Yetmiş iki millete aynı nazarla bakmayan medresede müderris olsa da Hakk'a âsidir' diyen Hacı Bektaş-ı Veli'yi biliyoruz. 'Benim çadırım gökyüzüdür, içine herkesi alır.' diyen Yunus Emre'yi biliyoruz. 'Kim olursan ol yine gel ' diyen Mevlana'yı biliyoruz. Kimseyi ayırmadan herkesi kucaklayan, kendileri fakirlik içerisinde yaşarken başkalarını düşünen ve tercih eden Ehl-i Beyt'i biliyoruz.

Ve tabii hepsinin menbaı ve kaynağı olan, kendisine taş ve diken atan insanlar için felaket emri istendiğinde; 'hayır onlar ne yaptığını bilmiyor, ben gazap peygamberi değil rahmet peygamberiyim' diyerek, insanlığa ne kadar düşkün olduğunu gösteren, âlemlere rahmet Hz.Muhammed Mustafa’yı biliyoruz. Bütün bunları bile bile, insanlığa kucak açıp bu evrensel hoşgörü ve zenginliğimizi göstereceğimiz yerde; kendi içimizde düşmanlıklar üreterek ve hayali düşmanlar yaratarak kısır bir döngü içerisine saplanmamız ancak gerçek düşmanın işine yarar ve ekmeğine yağ sürer.

Hainleri üzmek ve sui emellerini boşa çıkarmak için daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha fazla barış ve kardeşlik diyorum. Bu münasebetle, kaynatacağımız aşurelerin ruhunda olduğu gibi çoklukta vahdet şuuru içersinde, farklılıklarımızı zenginlik olarak görüp bereketli ve huzur içersinde yeni bir yıl diliyorum.

top read