Eğitim:
Çocuklar güven içinde okula gidemiyor
Bağımsız Eğitimciler Sendikası yetkilileri, “Son günlerde okullarda şiddet içerikli olayların giderek artması ve çığırından çıkmış sınıf görüntülerinin basında birbiri ardına yayınlanması 2006–2007 eğitim öğretim yılında da şiddetin eğitime damgasını vuracağını gösteriyor” dediler. 

Yetkililer kaydetti; Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullardaki "vaka analiz formu" aracılığıyla tuttuğu istatistiklere göre, Okullarda, geçen eğitim-öğretim yılının son 1,5 ayı ile bu eğitim yılında toplam 2 bin 474 olay meydana geldi. 6 bin 224 öğrencinin karıştığı olayların 9'u ölümle sonuçlandı. istatistiklere göre, Fiziksel zarar veren şiddet: 814 olay, Zorbalık, tehdit, sataşma: 491 olay, Dedikodu, lakap takma: 323 olay, Eşyaya/mala zarar verme: 234 olay, Okula silah/kesici, delici alet getirme: 196 olay, Çalma, gasp: 184 olay, Alkol, uyuşturucu, ilaç kullanımı: 84 olay, Cinsel taciz: 65 olay, Ateşli, kesici, delici silahla yaralama: 47 olay, Çete oluşturma/katılma: 27 olay, Ateşli, kesici, delici silahla ölümlü olay: 9 olay meydana geldi. Kaldı ki; basına yansıyan şiddet olayları aysbergin yalnızca görünen kısmını oluşturmaktadır. Gerçekleşen birçok olay ise, gerek ailenin ve çocuğun, gerekse okulun adının çıkmaması için üstü kapatılmaktadır. 

Okullarda yaşanan şiddet olaylarının son bulması ve azalması amacıyla gerek Milli Eğitim Bakanlığına gerekse ailelere görevler düşmektedir. Okullarda yaşanan şiddeti tetiklediğini düşündüğümüz Televizyon ve bilgisayarla ilgili olarak, anne babaların ders ve okul saatlerini de göz önüne alarak TV izleme saatlerini ve bilgisayar program türlerini dikkatli şekilde planlaması gerektiğini öğütlemek istiyoruz. Şiddet içeren, korku ve gerilime sebep olan görüntülerin, çocuğun gelişiminde kalıcı problemler oluşturacağına dikkatlerini çekmek istiyoruz. Çünkü öğrencilerimizi daha çok, televizyonun eğitim amaçlı kullanımından yararlandırmamız gerekirken, tam tersine onların zarar görmesine izin veriyoruz. 

AR-GE kurulu uzmanlarınca hazırlanan rapora göre televizyon ve bilgisayar karşısında aşırı miktarda kalan yani günlük 1-2 saatin üzerinde kalan çocukların sosyal aktivitelerinde, arkadaş ilişkilerinde, ders başarısında, sportif faaliyetlerinde, zihinsel ve duygusal gelişiminde sorunlar yaşanıyor. Çocukların ve gençlerin ruhsal gelişimini olumsuz yönde etkileyecek TV programlarına günün her saatinde rastlanılabiliyor. ilköğretimde okuyan çocukların, TV ve internet'de gördükleri görüntüleri tamamen somut olarak yorumlama düzeyinde olabilecekleri ve hatta çizgi filmlerde görülen görüntüleri bile gerçek gibi algılayabilecekleri için, filmde gördüğü bir hareket, duygu veya sahneyi olduğu gibi yapmaya çalışabiliyor. Anne babaların, TV izleme ve bilgisayar kullanma konusunda çocuklarıyla konuşarak ve onları ikna ederek sınırlamalar getirmelerini öğütleyerek şunları öneriyoruz. 

Cinsellik, şiddet ve travmatik sahnelerin bulunduğu televizyon ve bilgisayar programları gençlerin kişiliklerinde ve bilinçaltında şiddet duygularının yerleşmesine neden olmaktadır. Aşırı TV izleme ve bilgisayar kullanma; uyku bozukluğu, cinsel ve duygusal bozukluklar, yalnız kalmak istememe, korku ve endişe duygularına sebep olabilir. Okullarda yaşanan şiddet, uyuşturucu kullanımı, sigara ve içki alışkanlığı gibi davranış ve tepki bozukluklarının altında zararlı TV programlarının ve internet sitelerinin etkisi görülmektedir. 

Ayrıca kamuoyunun gözünden kaçan “okullardaki şiddetle ilgili” diğer bir konu olarak okul güvenliği ile ilgili gerekli önlemleri almayan ve istenmeyen olayların sıkça meydana geldiği okullarda öğrencilerin başarısı oldukça düşük olduğu gerçeğidir. Bu yüzden, okuldaki gözetim ve denetim faaliyetleri planlanırken, sayıca az olan bu öğrencilerin bulundukları yerlere özel bir dikkat gösterilmesi, bu öğrencilerin hem kendilerini hem de olası mağdurları şiddete karşı korumak için yetişkin gözetim ve denetiminin artırılması gerekmektedir. Öğrencilerin kendi güvenliklerinin sağlanmasına aktif bir biçimde katılmalarının en etkili ve işe yarar güvenlik plânlarının hazırlanmasında ki önemini de unutmamak gerekir. Okulda saldırganlık ve şiddet olaylarının ortaya çıkmasını önlemek için başta idareciden yardımcı personeline kadar okulda görevli tüm çalışanlarda ortak bir disiplin anlayışının geliştirilmesi gerekmektedir. Psikolojik danışmanın seminer, kurs, konferans, kaynak kitap gibi eğitim çalışmalarıyla bu anlayışın oluşmasında etkin rol alması zaruriyetini unutmamak gerekir. Elbette ki alınan bütün önlemlere rağmen okullarda zaman zaman sorunlardan kaçınmanın mümkün olamayacağını fakat bu olayların en aza indirilmesi gerektiğini biliyoruz fakat bu konuda da şu çözüm önerilerini hatırlatmakta fayda görüyoruz;
Saldırgan davranışlar gösteren öğrencinin bu tür davranışlar yerine spor, bilgisayar, güzel sanatlar etkinlikleri, akademik çalışmalar gibi çeşitli alanlara yönelmeleri sağlıklı davranışlar geliştirmelerini kolaylaştırabilir. Okul idaresi ve okul psikolojik danışmanı öğrencilerin saldırgan davranışların yerine alternatif yeni davranışları öğrenmesinde rehberlik yapmalıdır. Öğrencilerin hangi durumlarda nasıl davranmaları gerektiğine ilişkin bilgiler içeren kılavuzlar hazırlamalıdır. Bu kılavuzlarla kurallara uyulmadığı zaman hangi yaptırımlarla karşılaşacakları bildirilmeli ve bu yaptırımlar bütün öğrencilere aynı şekilde uygulanmalıdır. 

Şiddet uygulayanlara ve kurbanlarına verilecek psikolojik yardım, saldırgan davranışların yerine daha uygun davranışları yerleştirecek becerilerin geliştirilmesine ya da kaçınma ve geri çekilme davranışlarının yerine atılgan davranışların yerleştirilmesine yönelik olduğu zaman daha etkili sonuçlar vereceği unutulmamalıdır. Okulda meydana gelen şiddet olaylarının ve diğer suçların analiz edilerek, olaylar en çok ne zaman, nerede meydana geldiği, en fazla kimlerin karıştığı, sorularına cevap bulunarak, sonuçlara göre güvenlik önlemleri ele alınmalıdır. 

Okula farklı yerlerden giriş yapılması engellenmeli, girişler belli bir kapıdan yapılmalı ve bu kapıda mutlaka denetim olmalıdır. Okulun güvenliğini artırmak üzere polis, itfaiye, acil servis gibi birimlerle hemen iletişim kurabilecek şekilde düzenlemeler yapılmalıdır. Hem şiddete maruz kalan hem de şiddeti yapan öğrencilere yönelik psikolojik yardım hizmeti sunulmalı bu çalışmalar öğrencinin ailesi ve öğretmenleriyle işbirliği içinde yapılmalıdır. Saldırgan davranışlar gösteren öğrencilere karşı tüm okul personelinin öğrencinin ruh sağlığını dikkate alan ortak ve istikrarlı bir rehabilite programı sunulmalıdır.Okullarda yaşanan şiddetle ilgili olarak diğer bir önerimiz ise; Suç işlemeyi, kavga etmeyi adeta alışkanlık haline getiren ve okula ve arkadaşlarına zarar veren öğrencilerin kaydının Açık Liseye alınması önerisidir. Okullardaki disiplin yönetmeliğinin suçu önleyici ve azaltıcı şekilde tekrar gözden geçirilmesi gerekir. Yoksa okullarımız eğitim yuvaları görünümünden hızla uzaklaşmaya devam edecektir. 

Öğretmenlerimizin okullardaki şiddet olaylarının azalmasını sağlamada önemli bir rolleri vardır. Fakat tüm önlemlere ve iyi niyete rağmen okulları esir alan ve adeta eğitim ve öğretim faaliyetlerini baltalayan şiddet ve çeteleşme olgusunun önüne geçmek için, suç işlemeyi, kavga etmeyi adeta alışkanlık haline getiren ve tüm rehberlik çabalarına rağmen okula ve arkadaşlarına zarar vermeye devam eden öğrencilerin kaydının Açık Liseye alınması gerekir. Birçok ülkede de uygulanan bu yöntem Türkiye'de de zorunluluk haline gelmiştir.

erzincan24.com // Faruk CANBABA
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tercan'da Okullar 1 Gün Tatil Edildi
Erzincan'ın Tercan ilçesinde kar yağışı ve olumsuz hava şartlarından dolayı taşımalı eğitime...

Haberi Oku