Siyaset:
Başbakan Davutoğlu, AK Parti İl Danışma Toplantısına Katıldı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Erzincan her seferde göstermiştir ki ister işgal olsun ister deprem olsun Erzincanlı dirençlidir, Erzincanlı güçlüdür, Erzincanlı merttir, Erzincanlı omuz omuza verdi mi işgali de yener, deprem acılarını da sarar. Biz hep böyle gördük Erzincan'ı hep böyle göreceğiz. Bu vesileyle Erzincan'ın düşman çizmesinden kurtuluşu için şehitlik mertebesine erişmiş bütün şehitlerimize gazi olan geçmişteki ve bugünkü bütün büyüklerimizi rahmetle anıyor hürmetlerimizi sunuyoruz" dedi.

Erzincan Danışma Meclisi Toplantısı'nda partililere hitap eden Davutoğlu, Erzincan'ı "gelip güç aldığımız, ilham aldığımız bir kent" sözleriyle niteleyerek, "Sizlerin şahsında 81 vilayetimizdeki tüm dava arkadaşlarımızı da selamlıyorum" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, dün Kahramanmaraş'a gitmeyi planladığını ancak 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kayınpederinin vefatı dolayısıyla yapamadığını ifade etti.

Erzincan'ın ilçelerini tek tek sayarak selamlayan Davutoğlu, İliç ilçesinin ilçeler arasında birinci olduğunu ve teşekkürü hak ettiğini dile getirdi.

"Erzincan bizim manevi merkezimizdir" diyen Davutoğlu, Erzincan'ın, kuzeyden güneye, doğudan batıya her yerin kesişim noktası olduğunu aktardı.

Başbakan olarak Erzincan'a üçüncü kez geldiğini anlatan Davutoğlu, ilçe kongrelerini de Erzincan'dan başlattıklarını, 7 Haziran seçimlerinde ilk mitinglerden birini de Erzincan'da yaptıklarını bildirdi. Davutoğlu, "Biz Erzincan'ı hep ilkler arasında yüreğimize koymuşuz ve hep Erzincan bizi başarılarıyla yüreklerinde hissetti" şeklinde konuştu.

Erzincan’ın, bölgenin İslam beldesi olmasında emeği geçen büyük manevi önderlerin de şehri olduğuna işaret eden Davutoğlu, "Her geldiğimde huzurlarına varmaktan büyük bir manevi haz duyduğum bütün Erzincan erenlerine selamı da bir borç biliyorum" dedi.

Davutoğlu, "Yüreğimize işleyen Aşık Daimi'ye, Ali Ekber'e selam ve hürmetlerimi sunuyorum. Erzincan'ın güzel dilini hikayelerinde nakış nakış işleyen değerli dostum Mustafa Kutlu'ya da selam ediyorum" ifadelerini kullandı.

Seçim sonrası Türkiye'nin her yerine ziyaret gerçekleştirme kararı aldıklarını anımsatan Davutoğlu, 1 Kasım seçimlerinde kendilerine yüzde 57 oy oranıyla Türkiye ortalamasının üzerinde destek veren Erzincan'ın teşekkürü hak ettiğini vurguladı.

Erzincan il başkanına, il teşkilat üyelerine ve milletvekillerine teşekkürlerini ileten Davutoğlu, "Tabi Erzincan deyince akla gelen ilk isimlerimizden değerli dava arkadaşım, kabine arkadaşım, şimdi de birlikte bu davayı yürüttüğümüz Sayın Binali Yıldırım'a da teşekkürü bir borç biliyorum" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, "İnşallah nice uzun yıllarda Erzincanlılar hep omuz omuza olacak. Şimdi şöyle düşünün vaktinde sizin, Erzincanımızın 4 milletvekili vardı, şimdi siz zannediyorsunuz 2 milletvekiliniz var öyle mi? Yok ben geldiğimde demiştim ki '2 milletvekilini verin üçüncüsü ben olacağım' dedim mi?... Ve üçüncüsü benim, yetmez dördüncüsü de Binali Bey, İzmir'de de olsa o her zaman Erzincanlı. Demek ki birileri Erzincan'ın milletvekili sayısı azaldı zannediyor ama Erzincan şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde dört milletvekiliyle temsil edilmeye devam ediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Partililerin "Erzincan seninle gurur duyuyor" sloganları üzerine Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bakın, can Erzincan'la biz gurur duyuyoruz, can Erzincan. Bugün Erzincanımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 98. yıl dönümü vesilesiyle bir aradayız. Allah bize bir daha o acıları yaşatmasın ama Erzincan her seferde göstermiştir ki ister işgal olsun, ister deprem olsun Erzincanlı dirençlidir, Erzincanlı güçlüdür, Erzincanlı merttir, Erzincanlı omuz omuza verdi mi işgali de yener, deprem acılarını da sarar. Biz hep böyle gördük Erzincan’ı hep böyle göreceğiz. Bu vesileyle Erzincan'ın düşman çizmesinden kurtuluşu için şehitlik mertebesine erişmiş bütün şehitlerimize, gazi olan geçmişteki ve bugünkü bütün büyüklerimizi rahmetle anıyor hürmetlerimizi sunuyoruz."

CİZRE'DE BEKLENEN SONUCA ULAŞTIK

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Silopi'den sonra perşembe günü Cizre'de de beklenen sonuca ulaştıklarını ve başarılı operasyonların tamamlandığını belirterek, "Silopi'den sonra Cizre'de de bir tek çukur kalmamıştır, bir tek barikat kalmamıştır, bir tek mayın kalmamıştır. Cizre sokakları da bugün vatanın diğer sokakları gibi emniyete, huzura kavuşmuştur" dedi.

Davutoğlu, AK Parti İl Danışma Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada, Türk milletinin gerektiğinde vatanı, dini, istiklali, namusu ve hürriyeti için girdiği, girmek zorunda kaldığı her imtihandan Allah'ın yardımı ve yüzünün akıyla çıktığını söyledi.

İstiklal ve istikbal mücadelesinin zorlu bir aşamasında olunduğunu belirten Davutoğlu, "Biz bu son kaleyi hiçbir şekilde terk etmeyecek, bu son kaleyi zillet içinde düşmana hiçbir zaman teslim etmeyeceğiz" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki bazı şehirlerde terör örgütüne karşı yürütülen kapsamlı operasyonların büyük başarıyla devam ettiğini kaydetti.

Operasyonları bitirdikleri ve bitirmek üzere oldukları yerlerin olduğunu, gün gün hayırlı neticeler aldıklarını vurgulayan Davutoğlu, terör örgütünün şehirleri yaşanmaz hale getirmek için kazdığı çukurları ve kurduğu barikatları tek tek kaldırdıklarını anlattı.

Davutoğlu, Silopi'den sonra perşembe günü Cizre'de de beklenen sonuca ulaştıklarını ve başarılı operasyonların tamamlandığına dikkati çekerek, "Bir kez de buradan ilan ediyorum, Silopi'den sonra Cizre'de de bir tek çukur kalmamıştır, bir tek barikat kalmamıştır, bir tek mayın kalmamıştır. Cizre sokakları da bugün vatanın diğer sokakları gibi emniyete, huzura kavuşmuştur" şeklinde konuştu.

TEK HEDEFİMİZ, TERÖRÜ ORTADAN KALDIRMAK

Geçen hafta Mardin'de "Birlik, Huzur ve Demokrasi Eylem Planı"nı açıkladıklarını hatırlatan Davutoğlu, bu plan doğrultusunda terörden zarar gören herkes için gereken desteği vermeye başladıklarının ve bunun devam edeceğinin altını çizdi.

Davutoğlu, kısa sürede bölgede hayatı tamamen normalleştireceklerini ve terörün izini bütünüyle sileceklerini bildirdi. Terörle mücadelede çok önemli mesafeler aldıklarına ve bunları nihai hedefe ulaştırmakta kararlı olduklarına işaret eden Başbakan Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Ancak bunu yaparken meşruiyetten, hukuktan, insan hak ve özgürlüklerinden bir nebze dahi taviz vermedik. Bizim tek hedefimiz, terörü ortadan kaldırmaktır. Bütün halkımıza teşekkür ediyoruz, bu terör odaklarının ajitasyonlarına gelmedikleri için, onların çağrılarına kulak asmayıp, milletin birlik çağrısına kulak açtıkları için, bütün Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'ya teşekkür ediyoruz. Bütün dünyada hukuk çerçevesinde, teröre karşı nasıl mücadele verileceğinin yol ve yöntemlerini en iyi şekilde biz gösteriyoruz. Bizim bu çerçevenin dışına çıkan herhangi bir uygulamamız yok, olmayacak."

DEVLETİN KUDRET VE ŞEFKAT ELİNİ AYNI ANDA KULLANACAKSINIZ

Davutoğlu, her türlü ayrımcılığı reddederek yola çıktıklarını, siyaset üzerindeki vesayet odaklarını tasfiye ede ede bugünlere geldiklerini vurgulayarak, "Devlet içindeki kurtarılmış bölgeleri, vesayet odaklarını, devlete nüfuz etmek isteyen organize suç örgütlerini saf dışı bıraka bıraka bugünlere geldik, sizden aldığımız milli irade emanetini kimseyle paylaşmadık, paylaşmayacağız. Üzerimize birtakım 'eski 28 Şubat kalıntısı' yaklaşımlarla geldiler, Sayın Cumhurbaşkanımız 12 yıl boyunca bunlara direndi, bütün AK Parti kadroları direndi. Direndik, direniyoruz, onları da saf dışı edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Şimdi de içerideki terör çeteleriyle üstlerine gelindiğine dikkati çeken Davutoğlu, uluslararası odakların planlarına boyun eğmediklerini, bu terör çetelerinin de haddini bildirmenin boyunlarının borcu olduğunu söyledi.

Başbakan Davutoğlu, Doğu ve Güneydoğu insanının terörden çok yorulduğunu, yeniden barış, kardeşlik ve refah içinde yaşamak istediğini belirtti.

Teröre destek vermeyen, elinde silah olmayan herkesle tek tek konuşup, barışı tesis edeceklerini bildiren Davutoğlu, valilere "devletin kudret ve şefkat elini aynı anda kullanacaksınız" talimatı verdiklerini aktardı.

Davutoğlu, Türkiye'nin birliğini, dirliğini, istikrarını korumanın en temel öncelikleri olduğuna vurgu yaptı.

Türkiye bu zorlu süreçte içeride ve dışarıda dört koldan yedi düvelle mücadele verirken muhalefet partilerinin bu mücadeleye destek değil, köstek olduğunu söyleyen Davutoğlu, AK Parti'nin son kalenin son burcu olduğunu dile getirdi.

Davutoğlu, muhalefet partilerinin duyarsızlıkları karşısında, milletin duyarlılığına sahip çıkan AK Parti kadrolarının bu milletin geleceğinin yegane teminatı olduğunu bildirdi.

HER GÜN YENİ BİR YALANLA ORTAYA ÇIKIYORLAR

Başbakan Davutoğlu, terör örgütünce maksatlı şekilde üretilen birtakım gerçek dışı iddialarla muhalefet partilerinin siyaset yapmaya çalıştığının altını çizerek şöyle devam etti:

"Onların amacı, kafaları karıştırarak terörle mücadelenin arkasındaki büyük halk desteğini ortadan kaldırmak. Çünkü Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde de halk, terörü kesinlikle reddetmiştir, desteklemiyor. Hükümet hakkında, güvenlik güçlerimiz hakkında zihinlerde soru işaretleri üreterek kitleleri etkilemek istiyorlar. Her gün yeni bir yalanla yeni dezenformasyon çalışmaları ortaya çıkarıyorlar ama milletimiz onlara itibar etmiyor. Durmadan yalan haberler üretiyorlar. Başka olaylara, başka yerlere ait görsel malzemeyi sanki bölgede yaşanmış gibi servis ediyorlar. Özellikle sosyal medya üzerinden. Cizre görüntüleri diyerek resimler çıkıyor, seneler önce Gazze'de, Suriye'de yaşanan görüntüleri, Cizre gibi yansıtıyorlar."

Birtakım terörist yapıların, yalanlara itibar etmeyen medya grupları üzerinde baskı oluşturmaya çalıştığına işaret eden Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bu doğrultuda da önceki gün Yeni Şafak ve Yeni Akit medya gruplarına molotofkokteyli ve pompalı tüfekle saldırı düzenlendi. Tabii HDP Eş Başkanının seçim meydanlarında bu gazeteleri ellerinde sallayarak hedef gösterdiğini de unutmayın. Bir kez daha Yeni Şafak ve Yeni Akit çalışanlarına, sahiplerine, medya emekçilerine geçmiş olsun diyorum. O Eş Başkan, mitinglerinde bu gazeteleri ağır sözlerle eleştirmiş, sonra da miting meydanına fırlatmıştı. Açıkça hedef gösterdiği bu gazeteler saldırıya uğradılar. 6-7 Ekim olaylarında da sorumsuz bir şekilde bu Eş Başkan halkı sokağa çağırmış, çağrısı üzerine meydana gelen olaylarda masum 50 sivil vatandaşımız hayatını kaybetmiş, gençler dördüncü katlardan sokaklara atlamışlardı. O gün de bu çağrısının sorumluluğunu üzerine almamıştı. Bugün de miting meydanlarında hedef gösterdiği gazetelerin saldırıya uğramasından herhangi bir şekilde kendisini sorumlu görmüyor."

Basın özgürlüğü konusunda Türkiye'yi sürekli töhmet altında bırakmaya çalışan iç ve dış çevrelerin aynı duyarlılığı bu saldırılarda niye göstermediklerini de sorgulamak istediğini dile getiren Davutoğlu, Almanya Başbakanı Angela Merkel'le hafta başında yaptığı basın toplantısını anımsattı.

"Bir Türkiye kökenli olmakla birlikte Almanca konuşarak kendisine ve uluslararası basına şov yapmaya kalkan, o salonda ve basın özgürlüğü konusunda sorgulayıcı ifadeler kullanmaya kalkan gazeteciye o gün cevap vermiştim. Bugün de bütün dünyaya ilan ederek cevap veriyorum" diyen Davutoğlu, Türkiye'nin demokratik hukuk devleti kurallarını en iyi şekilde işleteceğini, terörle mücadelede de en kararlı tutumunu sergileyeceğini vurguladı.

Davutoğlu, "Kimse Türkiye'yi herhangi başka bir ülkeyle bu anlamda karıştırmasın. Ama dikkat ediniz, o günlerde sesleri çıkanlar, Yeni Şafak, Yeni Akit gazetelerine yapılan saldırılar karşısında sükut ettiler. Maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olunca demek ki böyle oluyor. Kimse algı oyunları oynamasın. Bunlara artık kimse inanmıyor. Milletimiz nezdinde bu kara propaganda amacına ulaşamıyor, ulaşamayacak" diye konuştu.

MÜTTEFİK ÜLKELERDEN DE BENZER YAKLAŞIMLAR GELİYOR

HDP ve CHP'yi eleştiren Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz, HDP'nin bu tavrına alıştık ama ne yazık ki anamuhalefet partisi, Cumhuriyet Halk Partisi de iftiralar üzerinden siyaset yapıyor. İki CHP milletvekili böylesi kritik günlerde İngiltere'ye gittiler, orada bir programa katıldılar ve uzun uzun PYD'nin, YPG'nin yani PKK'nın Suriye'deki uzantısı olan bu terör örgütlerinin terör örgütü olmadığı ispatına çalıştılar. O CHP'li milletvekillerinden biri, o programda adeta kendine PYD'yi aklama misyonu biçmiş gibi konuşuyor. Şöyle konuşuyor o milletvekili, 'PYD, Suriye'de kendi yaşamlarını korumaya çalışan, kendi topraklarını küresel vahşet örgütüne karşı korumaya çalışan bir örgüt, bir yapılanma.' Demek istiyor ki 'DEAŞ saldırıyor, PYD sadece topraklarını savunuyor.' Şimdi bu CHP'li milletvekile sormak gerekmez mi, bu ağız belki HDP'lilerin ağzına yakışır ama ana muhalefet partisinin milletvekillerinin ağzına yakışır mı? Gerekçeleri de hazır, 'Birleşmiş Milletler, PYD'yi terör listesine almamış, PYD Türkiye sınırları içerisinde bir eylem yapmamış.' Bu milletvekili, Türkiye'ye dışarıdan mı bakıyor ve ne yazık ki bölgede etnik temizlik operasyonu yürüten güçlerin dilini kullanıyor. Bakın, bir de biz anlatalım PYD'yi, YPG'yi."

PKK'nın hem Avrupa Birliği hem de Amerika Birleşik Devletleri için resmen bir terör örgütü olduğunu belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:

"PKK'nın kanlı yüzünü, alçakça cinayetlerini dünyada bilmeyen yok. PYD ve YPG ise terör örgütünün bu yüzünü perdelemek için çıkardığı yeni oluşumlar. Bu PYD, YPG militanları eğitimlerini Kandil'de alıyorlar. Kandil'den Suriye'ye koridor oluşturuyorlar. Türkiye'ye de birtakım silahlar sokulmasına, Türkiye'yi de terör kıskacına almaya çalışıyorlar. Yine bunlar, Moskova'da açtıkları şubenin fotoğrafını, duvarda asılan Öcalan posterlerini görmüyor bu PYD'yi PKK'dan ayıranlar. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi bunu yaptığı gibi bu aymazlığı, bugünlerde bazı müttefik ülkelerden de benzer yaklaşımlar geliyor. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Moskova'daki bu fotoğrafı görmediğini söylüyor ama eminim sizler de gördünüz. Şimdi ben buradan bütün dünyayı takip eden bu küresel güce bu evrakları göndereceğimizi ifade ediyorum. Çok açık şekilde PYD, PKK'nın uzantısıdır. Hem Suriye için hem Türkiye için hem bölge için tehdit teşkil eden bir terör örgütüdür"

Davutoğlu, PKK ile PYD'nin ideolojisinin, kadrolarının, yönetim kadrosunun aynı olduğunu vurgulayarak aklı başında olan herkesin, bölgeyi takip eden herkesin bunu fark ettiğini ve gördüğünü dile getirdi.

SAFLARINI BELİRLESİNLER

PYD ile YPG'nin terör örgütü olmadığını söyleyenin ya bölgede yaşananlar hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığı ya da art niyetli olduğunu belirten Davutoğlu, "Bu ülkenin hele hele anamuhalefet partisinin iki milletvekili böyle bir mazeret üretirlerse bu anlaşılamaz, izah edilemez. Irak'tan, Sincar üzerinden Suriye'ye terör örgütlerine sağlanan destekten ya da Kandil'de eğitilen Suriyeli teröristlerden habersiz olduğunu söyleyenler, bu gerçeği görmek istemeyenlerdir" dedi.

Bu gerçekleri hükümet olarak defalarca kamuoyuna açıkladıklarını, açıklamaya devam edeceklerini ifade eden Davutoğlu, "Medyada bu bilgiler, delilleriyle defalarca yayınlandı. Bu, CHP adına bir skandaldır. Özellikle de CHP'yi Cumhuriyetin kurucu partisi olarak ilan ettikten sonra bu yaklaşımı sergileyenlere karşı, CHP'ye samimiyetle oy vermiş vatandaşlarımıza da bir çağrıda bulunuyorum, kendi partinize, genel başkanınıza sorunuz. Saflarını belirlesinler ya Türkiye Cumhuriyeti safında olacaklar ya da PKK ve PYD'nin safında, ikisi aynı anda olmaz. Sayın Kılıçdaroğlu'na da bu anlamda açık ve net bir tutum alma çağrısında bulunuyorum. Sayın Kılıçdaroğlu'nun laf kalabalığı yaparak üste çıkma çabaları, bu skandalı unutturamaz" diye konuştu.

PYD, ABD'DEN ALDIĞI SİLAHLARI PKK'NIN HİZMETİNE SUNDU

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun "Madem PYD terör örgütüydü siz neden PYD'nin lideriyle bazı bürokratların görüşmelerini sağladınız" sözlerini hatırlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Kılıçdaroğlu, yine hep öyle güncellemeyi unutuyor. Maalesef uzun yıllar sanki hiç olayları takip etmemiş gibi geriden takip ediyor. Esad'a karşı, Esad kendi halkını katletmeye başladığında tavır aldığımız zaman da dönüp bize sormuştu, 'Siz eskiden Esad'la dosttunuz şimdi niye bir sabah kalktık, niye Esad'la düşman olduk?' diye. Onun bir sabah dediği aradan üç yıl geçmişti ve 250 bin kardeşimiz katledilmişti. Bunlardan hiç haberi yokmuş gibi sanki o dönemde uyudu ve bir sabah kalktı üç yıl sonra, dört yıl sonra bütün bu tavrı sadece partimize dönük bir eleştiri zemini olsun diye yapıyor. Şimdi de iki buçuk, üç yıl önce PYD'ye çok açık bir ültimatomla rejim yanında yer almayın, Türkiye'yi rahatsız edecek faaliyetlere katılmayın, karışmayın ve muhalefet içinde yer alın ültimatomu vermek üzere yapılan bir görüşmeyi şimdi kullanmaya kalkıyor. Bizim istihbarat birimlerimiz, Türkiye'nin çıkarı gerektirdiği zaman bütün bu örgütlere en net ültimatomu vermek üzere görüşür ama ondan sonra da kararlı tutumundan hiçbir zaman taviz vermez. Geçen zaman zarfında PYD, halkına zulmeden, sivil hedeflere bomba yağdıran Suriye rejimi ile fiilen işbirliği içine girdi. PKK ile kadro ve silah alışverişini yoğunlaştırdı. ABD ve Rusya'dan aldığı silahları terör örgütü PKK'nın hizmetine sundu. PKK, o silahlarla ülkemizin birliğine, milletimizin huzuruna kast eden terör eylemleri gerçekleştiriyor. Birçok sol örgüte de bu anlamda silah eğitimi veriyorlar. Oradaki kadrolarını bölücü terör örgütü saflarında Türkiye'ye karşı gerçekleştirilen saldırılarda kullandılar. Şu açıkça bilinsin ki bu terör örgütlerinin kimin eli kimin cebinde biz biliyoruz."

Davutoğlu, DAEŞ, DHKP-C ve PKK'nın üç gün süren terör saldırısı sonrasında 23 Temmuz'da demokrasi ve huzur operasyonu yapma kararı aldıklarında tavırlarının net olduğunu belirtti.

Başbakan Davutoğlu, "Bütün güvenlik birimlerimize o gün şu direktifi vermiştik. Bütün Türkiye Cumhuriyeti topraklarını bu terör örgütlerinden arındıracağız. Türkiye'nin civarında Suriye'de, Irak'ta veya diğer ülkelerde Türkiye aleyhine kim faaliyet yapıyorsa, onlara hadlerini bildireceksiniz. Bu talimatımız bugün de geçerlidir. Türkiye'nin şehirlerinde, ilçelerinde, mezralarında, ovalarında, vadilerinde ve bütün her bir köşesinde tek bir silah kalmayıncaya kadar geçerlidir ve tüm silahlar gömülünceye, teslim edilinceye kadar sürecektir. Bu ülkenin menfaatleri noktasında tek bir yanlışın içinde asla bir yanlışın içinde olmayız" diye konuştu.

Ülkenin milli davası olan konularda asla gaflete düşmeyeceklerini vurgulayan Davutoğlu, Türkiye için PKK'nın da PYD'nin de terör örgütü olduğunu kaydetti.

PYD ve YPG'nin, bu terör örgütlerine hizmet eden kirli uzantıları olduğuna işaret eden Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Biz ABD yönetiminin PYD ile ilgili tutumunu eleştirirken, CHP adeta bu yanlışa destek veriyor. Kim PYD'nin terör örgütünün uzantısı olduğunu göremiyorsa, vahim bir yanlış içinde ya da çok büyük bir art niyet içindedir. PYD hem Suriye rejimi ile hem de Rusya ile iş birliği halinde Suriye'de sivillere saldırıyor. Kendisi gibi düşünmeyen Kürtlere, Araplara, Türkmenlere saldırıyor. Gerçek bir etnik kıyım gerçekleştiriyor ve savaş suçu işliyor. Bunun bütün belgeleri ortada, uluslararası kuruluşlar da bunları belgeledi. Biz müttefik olduğuna inandığımız ABD yönetimden insanlık dışı kıyıma açık ve net bir tavır sergilemesini bekliyoruz. Burada açıkça ifade ediyorum, Türkiye'ye dönük herhangi bir tehdit olduğunda biz Irak'ta, Kandil'de aldığımız tedbirleri Suriye'de alır, gereken tedbirleri uygulamakta hiçbir tereddüt göstermeyiz. Böyle bir mücadeleye girdiğimizde de dost ve müttefik ülkelerden karşımızda değil, yanımızda olmasını bekleriz."

Uluslararası toplumun bölgedeki meselelere kendi menfaatleri üzerinden baktığını ve problemleri çözmek yerine büyüttüğünü belirten Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bir tarafta Cenevre'de taraflar barış için toplanıyor, diğer tarafta Rus savaş uçakları Halep, Azez ve civarını yoğun bombardımana tutuyor. Bölgedeki sivil kamplar da dahil olmak üzere çok büyük zayiat ortaya çıkıyor. Terörle ilgili olmayan sivil hedefler bombalanıyor, bununla terör arasında hiçbir irtibatı olmayan şehirler yerle bir ediliyor. Erzincan'ın kurtuluş gününde Erzincan'dan Halep'e selam iletmek istiyorum. Rus işgalciler Erzincan'a uzun süre kalmak için geldiler ama terk edip gittiler, kalamadılar. Kahraman Erzincan işgale hiçbir zaman izin vermedi.

Halep'e sesleniyorum. Ey Halepliler, ey kaderini Türkiye'nin ve milletimizin kaderi ile birleştiren Halepliler, mahzun olmayın, üzülmeyin, inanıyorsanız zafer mutlaka sizindir."

2,5 MİLYON İNSAN BACADAN GİRMEDİ

Suriye, Şam, Halep, Hama, Humus ve Rakka'nın hem dış işgalcilerden, rejimin zulmünden hem de DAEŞ, PKK ve benzeri terör örgütlerinin zulmünden kurtulacağını ifade eden Davutoğlu, her zaman Suriye'nin yanında yer alacaklarını vurguladı.

Suriye'deki krizin çözümü için bazı çevrelerin kılını bile kıpırdatmadığını anlatan Başbakan Davutoğlu, "Hallerine, takındıkları ilkesiz tutuma bakmadan bize akıl vermeye kalkıyor. Buna maalesef Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de dahil. Rusya'ya 'yeter artık' diyemeyenler, Suriye rejiminin yaptıklarına göz yumanlar bize akıllarınca ne yapacağımızı söylemeye çalışıyorlar. Biz tarih biliriz. Biz coğrafya biliriz. Biz dost ve kardeş ülkeleri biliriz ama en önemlisi biz insanlık ne demek onu biliriz. Biz insanlığı size öğretiriz. Ama sizden insanlık adına ders almayız. Suriye'de mülteci akınına yol açan bombardımana dur diyemeyenler bize kapınızı açın diyorlar. Sanki kapımız kapalıydı da 2,5 milyon kardeşimiz bacadan girdiler. 2,5 milyon kardeşimiz kapılardan girdiler, gönüllerimize girdiler" diye konuştu.

Türkiye'nin son dört yılda hiçbir ülkenin yapmadığı bir fedakarlığı yaparak, Suriye sınırını hep açık tuttuğuna işaret eden Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Son yıllarda hiçbir gece yok ki Suriye'den gelen bir haber üzerine uykumuz bölünmemiş olsun. Daha iki gün önce hainler, alçaklar, bir taraftan hava bombardımanı ile diğer taraftan PYD unsurları ile ve birtakım milislerle Azez'e saldırdıklarında gece saat 01.00'de bütün devlet zirvesi, Sayın Cumhurbaşkanımız, Genelkurmay Başkanımız, MİT Müsteşarımız hep beraber istişare etme ihtiyacı hissettik. 'Azez'e nasıl sahip çıkarız, Türkiye ile Halep arasındaki koridoru nasıl diri tutarız' diye. Biz bu kardeşlerimizi kaderine terk etmedik, etmeyeceğiz. Bilsinler ki 4 yıldır zalimin yanında, mazlumun karşısında olan bir ülke olarak biz kimseden nasihat almayız. Nasıl kimseye sormadan, 2 milyon 600 bin Suriyeli kardeşimizin yardımına koştuysak, şu anda kapımızda olan 60 bin Suriyeliyi de ortada bırakmayız. Halen sınır ötesinde her türlü imkanımızı seferber ederek, bu kardeşlerimize yardım ediyoruz. Ama sınır ötesinde bu imkanı onlara sunmadan hemen sınırın içine alırsak, tam işte o Halep'i bombalayanların istedikleri gerçekleşmiş olur. Onun için bu kardeşlerimizi sınır ötesinde her türlü destekleyeceğiz."

"Tabii gerek olduğunda kapımızı açıp, onları gönlümüzün en mutena yerinde ağırlayacağız" diyen Başbakan Ahmet Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Her şeyden önce görülmesini istediğimiz tablo, Suriye'de insanlık trajedisinin herkes tarafından fark edilmesidir. Bunun için birinci önceliğimiz Suriyelilerin kamplardaki barınmasını temin etmektir. Bu kamplarında bütün imkanları Türkiye tarafından karşılanıyor. Şu anda 9 kamp kurulu vaziyette. Bu kamplar Rus uçakları tarafından bombalanıyor. Türkiye-Halep arasındaki insani lojistik koridoru da bu güçlerce kapatılmış durumda. Bunun adı barbarlıktır, zorbalıktır, orta çağ zihniyeti ile yapılan bir savaş stratejisidir. Bu lojistik koridoru açılmazsa, Halep'in kalan kısmı Türkiye'ye gelme imkanı bulunmayan yüz binlerce Suriyeli açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalacak. Biz her türlü imkanlarımızla Halepli kardeşlerimize yardım edeceğiz. İhtiyacı olanları alacağız ama asla Halep'in etnik kıyım yöntemiyle boşaltılmasına izin vermeyeceğiz. Türkiye sorumluluğunun gereğini fazlasıyla yaptı, yapmaya devam edecek. Hem sorumluluğunun gereğini yapmayıp hem de Türkiye'ye nasihat verebileceğini sananlar varsa, bu gerçekleri yüzlerine vurmayı biliriz."

BU AÇIK BİR ETNİK TEMİZLİK HAREKATIDIR

Davutoğlu, uluslararası toplumun gerçeklerle yüzleşerek hatalarını görmesi gerektiğini belirtti.

Rejim yanlısı olmayan Suriyelilerin, Suriye'den çıkarılması için "bilinçli bir etnik kıyım hazırlığı" yapıldığını vurgulayan Davutoğlu, "Halep ve Suriye'de sadece rejim yanlılarının kalması diğer herkesin de Suriye'den sürülmesi hedefleniyor. Bu açık bir etnik temizlik harekatıdır. Başta Rusya olmak üzere rejimi destekleyen ülkelerce yürütülüyor bu faaliyet. Biz bir taraftan mültecileri kabul ederken diğer taraftan etnik temizliğin hedefine yardım eden bir duruma düşmek istemiyoruz. Suriye'nin demografik yapısının korunması noktasında herkes dikkatli olmak zorundadır ve mutlaka bu etnik kıyımı yapanlar da bir gün uluslararası mahkemeler önünde hesaplarını vereceklerdir" diye konuştu.

Türkiye olarak bu konudaki duyarlılıklarına dikkati çeken Davutoğlu, "Suriye sınır boylarındaki demografik dengenin değişmesini hedefleyen her türlü stratejiye karşı uluslararası toplumu uyarıyoruz. Bunlar Suriye'de zulmün durmasına ve barışın tesisine yardım eden planlar değildir, sadece bu zorbaca planları yapanlar değil her fırsatta insan haklarından söz edenler de bu etnik temizliğe karşı ayağa kalkmalıdır" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin içeride ve dışarıda bu sorunlarla uğraşırken, muhalefet partilerinin tutumlarını değerlendiren Davutoğlu, "Haziran ve Kasım seçimlerinde 'Türkiye Partisi' olacağız diyen HDP'nin halini görüyorsunuz. Terörle arasına mesafe koymak şöyle dursun, terör örgütünün hamisi, sözcüsü kesildi. Gayrimeşru bir nefret diliyle, şiddeti öven bir dille, her gün milletin karşısına çıkıyorlar. Utanmıyorlar, sıkılmıyorlar, bu dili sürdürüyorlar. Milletten seçmenlerinden aldıkları vekaleti, gidiyorlar Kandil'deki eli kanlı katiller adına sokakları hendeklerle, tuzaklarla yaşanmaz hale getirmeye çalışan teröristler adına kullanıyorlar" diye konuştu.

Seçimlerin hemen ardından vaat ve reformlarını açıkladıklarını hatırlatan Davutoğlu, 3 aylık vaatlerin yüzde 66'sını, reformların da yüzde 30'unu yerine getirdiklerini bildirdi.

CHP'nin ise 2 aydır, "Atatürk posteri indirildi mi indirilmedi mi" diye kendi grubu içerisinde kıyıcı bir tartışma yaptığını ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Biz istiklal meşalesini yükseltip, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'i daha da kudretli kılmak için çalışırken onlar iki aydır 'Atatürk posterini kim indirdi, kim yerine koyacak' onunla uğraşıyorlar. Bunların bütün meselesi sadece gösteri. Bir milletvekilini disipline sevk ettiler, soruşturmalar açtılar daha çözmediler. Allah aşkına 2 aydır kendi içindeki bir meseleyi çözemeyen bir muhalefet partisi, ülkenin meselelerini çözebilir mi? İki aydır bu posteri kim indirmiş onu bulamayan birisi yolunu bulabilir mi? Millete yol gösterebilir mi? Milletin önüne geçebilir mi? Bakalım daha ne kadar uğraşacaklar ama onlar uğraşa dursunlar, onlar Atatürk posterini kim indirdi onu tespit edene kadar biz vaatlerimizin tamamını da gerçekleştireceğiz, reformlarımızı da yapacağız. 2019 seçimlerine giderken eminim Sayın Kılıçdaroğlu, o zamana kadar kaç kongre yapacaklar bilmiyorum, eminim hala bu soruyu soracak, 'Atatürk posterini kim indirdi' Allah akıl fikir versin ne diyelim, millet onların bu hallerini de görüyor. Bizim gece gündüz, yorulmadan bıkmadan, tükenmeden koşturmamızı da biliyor."

SİZ ÖNCE PARTİNİZİ DÜZELTİN

Anamuhalefetin parti içindeki tartışmalardan başlarını kaldırarak arada bir kendilerine saldırdıklarını ifade eden Davutoğlu, "Zahmet buyurmayın, siz önce bir partinizi düzeltin, şu dedikodulara doyun, kongrelerinize doyun bir iyice, sonrada bir vakit ayırıp bizimle yüzleşebilirsiniz. Ama bizim size ayıracak vaktimiz yok, biz meşgulüz bizim yapacak çok işimiz var" değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Davutoğlu, MHP'de ise Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin önemli bir sağlık sorununun ardından görevi başına döndüğünü hatırlatarak, bir kez daha geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Dönmesinin ardından Bahçeli'nin yaptığı konuşmalarda MHP cephesinde bir değişikliğin olmadığını aktaran Davutoğlu, "Bu uslupla 1 Kasım'da dersinizi aldınız, bu usluba devam ederseniz millet size daha çok ders verir. Ülkenin şehirlerinde, ilçelerinde kurtarılmış bölge hayalleri görenlere karşı yürütülen operasyonlara karşı en tuhaf tepki MHP sözcülerinden geliyor. Keza birlik, huzur ve demokrasi eylem planımıza karşı da ne olup bittiğini anlamayan, sadece muhalefet etmiş olmak için muhalefet eden saygısızca bir dil kullanıyorlar. Bütün bunları milliyetçiliği, ülke sevgisini kimseye bırakmayan bir partinin temsilcileri yapıyor, yazık. Bu partilere oy veren vatandaşlarımız adına gerçekten üzülüyorum. Bizim için iki kategori vatandaşımız vardır. Biz hiç kimseyi rakip, hasım görmeyiz. Bugün yani 1 Kasım'da AK Parti'ye oy vermiş olanlar ve bir de 2019'da oy verecek olanlar" şeklinde konuştu.

TAMAMIYLA SEVİYESİZ BİR SİYASET DİLİNİN SÖZCÜLERİ OLUYORLAR

Dün gerçekleşen DİSK Genel Kurulu'nda devlete ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik "yakışıksız" sloganlar atıldığını, orada bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu'nun da salonu terk ettiğini hatırlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Çalışma ve sosyal güvenlik alanında Cumhuriyet tarihinin en büyük adımları, devrim niteliğinde reformlar Sayın Cumhurbaşkanı'mızın Başbakanlığı döneminde 13 yıllık AK Parti iktidarında atıldı. Yapılamaz denilen uygulamalar, yasalar bizim dönemimizde yapıldı, geçildi. O Genel Kurul'a da bu sebeple bizzat bakanımız gitti, davet edildi. Ama utanmadan, sıkılmadan Sayın Cumhurbaşkanı'mıza, Hükümetimize yönelik seviyesiz ve alçakça sloganlar atıldı. Bunu en sert şekilde kınıyorum. O sloganlara sessiz kalan, hatta arka çıkan DİSK yöneticilerini de kınıyorum. Haksa hak, hukuksa hukuk ne istiyorsanız sonuna kadar tartışalım. Ama bunu bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı'na hakaret ederek, yapmaya kalkarsanız, biz orada işte 'Bir dakika' deriz, 'Durun' deriz, ve size hak ettiğiniz cevabı veririz. Muhalefet keşke kaliteli bir rekabetin tarafı olsa ama onlar tamamıyla seviyesiz bir siyaset dilinin sözcüleri oluyorlar. Onlar kendileri bilir, biz işimize bakacağız."

Davutoğlu, 14 yıllık çalışmaları hakkında da bilgi vererek, bölgeler arasındaki kalkınma farklarını büyük ölçüde ortadan kaldırdıklarını söyledi. Erzincan'a geri dönüşün başlamasına ilişkin memnuniyetini dile getiren Davutoğlu, Erzincanlıları yatırım yapmaya ve kenti ayağa kaldırmaya çağırdı.

TÜRKİYE'NİN HER YERİNDEKİ ESERLER, YAPTIĞIMIZ SİYASETİN ŞAHİDİ

Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin her yerine yapılan eserleri, yaptıkları siyasetin şahidi olarak gösterdiklerini belirtti.

AK Parti hükümetlerinin ekonomi alanında yaptığı çalışmalara da değinen Davutoğlu, seçim öncesi esnafa verdikleri 30 bin liralık kredi vaatlerini de hayata geçirmeye başladıklarını bildirdi. Davutoğlu, "Bakınız sadece 1 ay içinde 30 bin Türk lirası faizsiz kredi talep eden 7 bin 780 kişiye toplam 225 milyon Türk lirası ödedik, biz bunu yaparken CHP hala poster işiyle uğraşıyordu. Daha nice 100 milyonlar ödeyeceğiz, onlar onunla uğraşmaya devam edecek. Kısa bir süre sonra yine talepte bulunan 4 bin 335 kişiye toplam 119 milyon Türk lirası daha vereceğiz" şeklinde konuştu.

KÖYDES projesiyle 9 milyar kaynakla köylere hizmet götürdüklerini de kaydeden Davutoğlu, tarımsal milli geliri 36 milyar liradan, 116 milyar liraya çıkardıklarını ve 11 yılda 3 milyar 250 milyon fidan diktiklerini belirtti.

Erzincan'a da 14 yılda 6 milyar lira yatırım ve destek sağlandığını anlatan Davutoğlu, 2006'da Erzincan üniversitesini kurduklarını, 9 bin 252 konut, 852 derslik, 8 hastane, 7 sağlık merkezi inşaa ettiklerini sözlerine ekledi.

Başbakan Davutoğlu, göreve geldiklerinde Erzincan'ın tamamında 4 ambulansın hizmet verdiğini, şimdi ise bu rakamın 40'a yükseldiğini, birkaç gün içinde 6 ambulansın daha bu ilde hizmet vermeye başlayacağını belirtti.

Davutoğlu, "Ayrıca helikopter ambulans, uçak ambulans da her an hizmetinizde, Allah hastalık vermesin, Allah Erzincanlının bu güzel iklimde ömrünü uzun eylesin, canını aziz eylesin, bereketli eylesin" diye konuştu.

Konuşmasında, tarım alanındaki hizmetlere de değinen Başbakan Davutoğlu, "Bugüne kadar toplam 407 bin hektar araziyi sulamaya açtık, Tercan Ovası'nın bereketine bereket kattık. İnşallah 3 yıl içinde sulanan alanı 590 bin hektara çıkartacağız. 40 dere ıslah tesisi yaptık, 53 milyon fidan diktik Erzincan'a. 2007'de Erzincan'ı doğalgaz ile tanıştırdık. Şimdi Binali Bey'in de emekleriyle 322 kilometre bölünmüş yol yaptık. Biz iktidara geldiğimizde herhalde 14 kilometre bölünmüş yol vardı bütün Erzincan'da, şimdi 322 kilometre. Erzincan'ı Sivas'a ve Erzurum'a bölünmüş yollar ile bağladık. 2011'de hava ulaşımını artırmak için iç ve dış hatlar terminal binalarını yaptık, yolcu sayısı 8 binden 300 bine çıktı. İnşallah tez zamanda bir milyona çıkar" ifadelerini kullandı.

Erzincan'a yaptıkları yeni projelere ilişkin de Başbakan Davutoğlu, şu bilgileri verdi:

"Aralarında 250 yataklı merkez devlet hastanesinin ek blokunun da olduğu 5 sağlık tesisi daha yapıyoruz. İlk planlamada 165 yataklıydı, şimdi 250 yataklı hale getirdik ve inşallah nisan ayında da ihalesine çıkıyoruz."

SİVAS-ERZİNCAN İLE ERZİNCAN-ERZURUM-KARS HIZLI TREN HATLARI

Başbakan Davutoğlu, Erzincan'a ilk geldiğinde miting alanının coşkusunu hala unutamadığını anımsatarak, şöyle devam etti:

"Erzincan yaptığı işi hep iyi yapıyor, maşallah. Merkez atletizm pistini tamamladık. Merkezdeki 3 bin kişilik spor salonunu da inşallah bu yaz hizmete açıyoruz. Ayrıca Erzincan'ın stadyum ihtiyacını da biliyoruz, inşallah stadyum Erzincan'a yakışır bir şekilde yapılacak. Erzincan'ı da inşallah 3. ligden daha yukarılara çıkarmamız da şart artık. Sivas-Erzincan ile Erzincan- Erzurum-Kars hızlı tren hatlarının yapımı için kolları sıvadık. Biraz önce Binali Bey'le pazarlık yapıyorduk, o 2023 dedi, ben '2020'ye kadar, inşallah bu bitsin' diye ısrar ettim, inşallah daha da iyisi 2019'a kadar tamamlanır. Bütün illerimiz hızlı tren bekliyor. Tamamlandığında bu hızlı tren Erzincan, Londra'dan Pekin'e ulaşan ipek demiryolu hattında önemli bir merkez olacak. Çalışmalarına başladığımız yollarımız tamamlandığında Erzincanlı kardeşlerimiz Bingöl, Giresun, Gümüşhane, Tunceli, Bayburt ve Malatya'ya bölünmüş yollarla bağlanacak."

ÇİTÇİYE YAPILAN DESTEKLER

Son dönemde Erzincan'da seracılık alanında da güzel gelişmeler yaşandığını gördüklerini anlatan Başbakan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sadece 2015 yılında toplam 69 dekar serada üretim yapan çiftçilerimiz 170 ton ürün yetiştirdi. Bildiğiniz gibi 64. Hükümet eylem planımızda çiftçilerimize müjdeler verdik. Seracılık faaliyeti yapan çiftçilerimizi de yakından ilgilendiren yemde ve gübrede KDV'nin kaldırılmasıyla 5 dekar altında yetiştiricilik yapan çiftçilere destekleme düzenlemesini geçtiğimiz haftalarda hayata geçirdik. Bundan sonra yemde ve gübrede KDV yok. Devlet artık sizin yemde ve gübrede ortağınız değil, destekçiniz. Yine çiftçilerimize seralarının modernizasyonu için faizsiz kredi desteği veriyoruz ve artık seralarda ticarethane elektrik fiyatı yerine sulama suyu elektrik fiyatı uygulanacak. İnşallah mazot desteğimizin yanı sıra yaptığımız bu yeni düzenlemelerle Erzincanlı çiftçilerimizin tarım faaliyetlerinde çok daha üretken olacaklar."

Başka beklentileri de bildiğini aktaran Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Erzincan'ın içme suyu ile alakalı olarak sıkıntıları var. Sizlere bununla ilgili müjdeyi vereyim. Aksu deresinin içme suyunu merkeze getiriyoruz inşallah, 36 kilometre uzunlukta ve 170 milyon Türk Lirası maliyetle yapılacak sistem sayesinde Erzincan'ın su sıkıntısını kökten çözeceğiz. Allah aşkına dağlarda bu kar varken, Erzincan niye su sıkıntısı çeksin" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Biz siyaset üretmeye, reform yapmaya devam edeceğiz, ülkemiz için emek ve değer üretmeyi sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızın tamamını adaletle, şefkatle, merhametle, muhabbetle kucaklayacağız. Daha çok üreten ve ürettiğini adaletle paylaşan bir Türkiye için çalışacağız. AK Parti seçkin bir zümrenin, belli bir sınıfın, belli bir vatandaş grubunun partisi değildir. AK Parti bütün bir milletin, 'can Erzincanlıların' partisidir. Allah gayretlerimizin hakkıyla yerine gelmesi için bize güç ve kuvvet versin."
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık Erzincan'da
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Erzincan'da AK Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Vefa...

Haberi Oku